Kayıtlar

TARAF OLMAK ZORUNDA MIYIZ?!

Resim
TARAF OLMAK ZORUNDA MIYIZ?! Taraf Olmadan Adil Olabilir miyiz? Taraf olmayan bertaraf mı olur, yoksa haklının yanında mı kalır? Toplum olarak her konuda taraf tutmaya o kadar alıştık ki, ortak bir paydada buluşmayı unuttuk. Siyasetten futbola, kamu harcamalarından sosyal medya tartışmalarına kadar her alanda “biz” ve “ötekiler” olarak bölünüyoruz. Kendi görüşlerimizin mutlak doğru olduğuna inanıyor, karşı tarafın haklı yanlarını bile reddediyoruz. Peki, bu fanatizm bizi nereye götürüyor? Yanlışı Savunmak mı, Yoksa Örtmek mi? Günlük hayatımızda, sorunları çözmek yerine kimin tarafında olduğumuza bakarak hareket ediyoruz. Örneğin, biri kamu kaynaklarının gereksiz harcamalarla israf edildiğini eleştirse, hemen karşı tarafın başka bir yanlışını örnek gösteriyoruz. “Sen önce belediyelerin konser harcamalarına bak!” diyor diğer taraf. Böylece, bir yanlışı başka bir yanlışla örtüp, ikisini de normalleştiriyoruz. Bu döngü, sadece harcamalarla sınırlı değil. “Sizin belediyeniz yolsuzluk yaptı” ...

SEVİLMEK KİMİN HAKKI

Resim
SEVİLMEK KİMİN HAKKI Sevilmek kimin hakkıydı biliyor musun? Canından çok cananını sevenin! Çünkü;  Sevgi emek ister, Sevgi paylaşmak ister. Yalnız kötü günde değil, iyi günde de yanında olanı ister, Aynı yolu birlikte yürümeyi göze alanı ister, Sevgi fedakarlık ister, Sevgi kocaman bir yürek ister, Kısacası sevgi; Leylasına mektubu ulaşsın diye 25 kuruşluk posta pulu için hamallık yapan Ahmet Arif’in Sevgisinden ister.

VİCDAN: HATALARIN ŞİFASI, HAYATIN PUSULASI

Resim
VİCDAN: HATALARIN ŞİFASI, HAYATIN PUSULASI Yanlış yazdığını silmek istiyorsan silgini, hatanı düzeltmek istiyorsan vicdanını yanından ayırma. Vicdan, bireyin ve toplumun temel taşıdır. Hayat, bir kağıda yazılmış bir metin gibidir bazen. Yanlış bir kelime yazdığımızda, elimiz silgiye gider. Bir sınav kağıdında, bir notta ya da bir taslakta yaptığımız hataları düzeltmek kolaydır. Silgi, o anın kurtarıcısıdır. Ama ya hayatta yaptığımız hatalar? Bir dostu kıran bir söz, aceleyle verilen yanlış bir karar ya da dürüstlüğümüzü gölgeleyen bir yalan… Bunları düzeltmek için bir silgi yetmez. İşte tam burada, sözün ikinci kısmı devreye giriyor: Hatanı düzeltmek istiyorsan, vicdanını yanından ayırma. İnsanların hatalarını düzeltmek için öz eleştiri, dürüstlük ve vicdan gerektiğini unutmayalım.  Bir yalan söylendiğinde, onu düzeltmek için sadece özür yetmez; samimiyet ve ahlaki bir duruş gerekir. Bilmeden, istemeyerek hata yapan birisi, İlk başta bu hatayı  içgüdüsel olarak gizlemeye çalı...

UMUT

Resim
UMUT Bir tohum at toprağa  Sevgiyle büyüyüp, yeşersin diye Çiçeklerin koksun doğada  Memleketin ortasında.  Bir damla ol gökyüzünde Irmak olsun coşsun ovalarda Sevgiyi sulasın doyasıya  Memleketin ortasında  Bir kuş ol, kon dalına  Ormanların arasında  Çocuklar gülsün oynasın  Memleketin ortasında.  Doğusuyla, Batısıyla Kuzeyiyle, Guneyiyle Kardeşlik umudu büyüsün  Memleketin ortasında 

YOKSULLUĞUN GÖLGESİNDE AHMET’İN HAYALLERİ

Resim
Yoksulluğun Gölgesinde AHMET’İN HAYALLERİ Ahmet, yoksulluğun içinde bulunan köyde dünyaya gelmiş, fakir bir köy çocuğuydu.  İlkokulu, kendi köyünden uzak, yürüyerek normal şartlarda elli dakikada, biraz oyalanarak gidersen bir saatlik yolun sonunda varılan başka bir köyde okudu. Hafta sonları hariç, her gün o okula köyden birkaç arkadaşı ile gidip geliyorlardı. Kış sabahları, kar yolları örterken, Ahmet ve arkadaşları, nefesleri buhar olup havaya karışarak o bir saatlik yolu yürürlerdi. Çamurlu patikalarda, rüzgâr yüzlerini ısırırken, Ahmet’in aklında hep aynı hayal vardı. "Bir gün, bu yolları boşa yürümediğimi gösterip, devletime, milletime hizmet eden iyi bir öğretmen olacağım" diyordu. Karların yolları kapattığı, şartların ağır olduğu günlerde ise okulun bulunduğu köy halkında misafir ediliyorlardı.  Ahmet, ilkokulu bitirdikten sonra; Orta ve lise eğitimine devam etmek istiyordu ama şartlar ümidini kırıyordu. Buna karşın, anne ve babası " bizim oğlumuz okuyacak, büyü...

ANLAMIYORSUN

Resim
ANLAMIYORSUN Geçen gün geçti elime, uzun süre önce yazdığım mektubuma cevabın.  Anlıyorum ki; Kalbimin kırıldığına inanmıyorsun. "Kırık olsa duramazsın" diyorsun. Duramıyorum zaten!... Biliyor musun?

MUHALEFET NE YAPMALI?

Resim
Muhalefet Ne Yapmalı:  Halkın Umudunu Gerçeğe Dönüştürmek Türkiye’nin mevcut siyasi atmosferinde muhalefet, halkın umudu olma fırsatını bir türlü tam anlamıyla değerlendiremiyor. Parti içi çekişmeler, ilkesiz ittifaklar ve halkın günlük sorunlarından kopuk tartışmalar, muhalefetin güvenilirliğini zedeliyor. Oysa halk, samimi, kararlı ve vizyoner bir muhalefet arıyor.  Peki, muhalefet demokrasi, hukukun üstünlüğü, özgürlükler, adalet ve liyakat ilkelerine bağlı kalarak bu güveni nasıl inşa edebilir? Öncelikle parti içi çekişmeleri bırakıp, samimiyetle bir bütün olarak hareket edildiğinin görüntüsünü vermeli. Parti içi mücadelenin ve çok sesliliğin, demokrasinin gereği olduğu doğrudur. Ancak bu mücadelenin, koltuk kavgası görüntüsüne dönüşmesine izin vermemeli.  Parti içi demokrasiyi güçlendirmek için açık ve şeffaf bir tartışma platformu oluşturulmalı,  Parti içi tartışmalar için bağımsız bir " etik kurul"  oluşturularak çekişmeler kamuoyu önünde değil, bu kurul ...

İNADINA

  İNADINA İnatlaşmayacaksın! İnadına sevgi, İnadına barış, İnadına aşk, İnadına yaşamak, demeyeceksin mesela inadına inadına. Sevmeyeceksin mesela inadına; İçinden geldiği gibi Seveceksin, seve bildiğince. İnadına barış demeyeceksin mesela; Savaşmamak için uzlaşmayı başaracaksın. Arkadan vurmayacaksın mesela; Düşmanınla bile adil savaşıp, g özünün içine bakacaksın inadına inadına.  Küsmeyeceksin inadına mesela; Ama Susacaksın, sevdiğini kırmamak için.  Avuç içi kadar sevgiyle sevmeyeceksin mesela avucundaki çiçekleri; Çiçeğin dibine verdiğin suyun doygunluğunda, aşkla seveceksin. Yaşamayacaksın inadına mesela; Ölene kadar yaşayacağını bilerek, d oya doya yaşamayı bileceksin. Merhametli olacaksın inadına mesela;  Pencerenin önüne konan küçük bir serçeyi besler gibi. Basıp geçmeyeceksin toprağa mesela; Bir ağacın yanına bir fidan da sen dikeceksin, orman olana kadar. Enseyi karartmayacaksın mesela, karanlıkta kalsan bile;  Elinde mu...