Kayıtlar

Kasım, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

NE ZAMAN İYİ BİR İNSAN OLURUZ?

Resim
  NE ZAMAN İYİ BİR İNSAN OLURUZ?  Öncelikle kendimize bir soru sorarak başlayayım: Gerçekten İyi insan olmak istiyor muyuz? Yoksa "zaten ben iyi bir insanım" mı diyoruz? Cevabımız, muhtemelen evet! Öyleyse devam edelim; Yanlışı yaptıktan sonra özür dilemenin ötesine geçip, daha baştan o yanlışa düşmemeyi dert ettiğimizde ilk ve en önemli adımı atmış oluruz.  Çoğu zaman hatayı, “olan oldu” diye geçiştirdiğimiz küçük günlük kazalar gibi görüyoruz.  Bazen de yanlışlarımızı, günlük hayatta “küçük bir hataydı” diyerek üzerini örttüğümüz şeyler gibi görüyoruz. Sanki yapılır, biter, ardından da bir özürle kapatılır… O yüzden belki bu kadar kolay yanlış yapıyoruz. Oysa birinin hakkını yemek, adaletsiz karar vermek, yalan söylemek, iftira atmak… Bunlar sadece “özür dilerim” diyerek kapanacak defterler değil. Çünkü bu tür hatalar, birinin hayatına doğrudan dokunan, iz bırakan, bazen geri dönüşü olmayan sonuçlar yaratır. Gerçek sorumluluk, hatadan sonra bahaneler üretmekte deği...

YOKSULLUKLA ZENGİNLİK ARASINDA SIKIŞANLAR: ORTA DİREK

Resim
  YOKSULLUKLA ZENGİNLİK ARASINDA SIKIŞANLAR: ORTA DİREK Orta direk, toplumun küçük memur, emekli, küçük esnaf ve küçük çiftçi gibi düşük sabit gelirli kesimlerini tanımlayan bir kavramdır. Sınıflar arasında çoğunluğu teşkil eden bu grup, toplumun geniş bir tabanını oluşturur; ekonomik alımda lokomotif rolüyle (yüksek tüketim potansiyeli) ve siyasette oy gücüyle belirleyici aktördür. İktidarlar, her zaman bu kesimi hoşnut tutmaya çalışır. Orta sınıf kavram eski olsa da, orta direk söylemiyle Türkiye'de siyasette belirginleşmesi Turgut Özal'a dayanır. Özal, orta direği bir seçim sloganı olarak öne çıkararak, bu kesimin yaşam standartlarını yükseltmeyi hedefledi ve iktidarını büyük ölçüde onların desteğiyle elde etti. Ancak sonraki dönemde, alttan yukarıya destek yerine üstten aşağıya baskı politikalarıyla hem alt hem orta sınıfı küstürdü; zaten d aha sonrasında, o da zenginler sınıfının rüzgarına kapıldı, sonra da savrulup gitti! Ancak orta direğin bir dönem kazandığı ivme, sonra...

SOĞAN EKMEK Mİ, ÇAY SİMİT Mİ?

Resim
SOĞAN EKMEK Mİ, ÇAY SİMİT Mİ? Soğan ve ekmek tek başına kullanıldığında yoksulluğun simgesi olarak kullanılırken, örneğin; "kuru ekmeğe muhtaç olmak."  Ya da halk ozanı Aşık Mahzuni Şerif 'in dizilerinde belirttiği gibi "yiğit muhtaç olmuş kuru soğana" derken, soğan yoksulluğu temsil etmektedir. Yoksulun sırtından doyan doyana, Bunu gören yürek nasıl dayana? Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana Bilmem söylesem mi, söylemesem mi? Ancak soğan ile ekmek aynı anda kullanıldığında fedakarlık simgesi olmuştur; "soğan ekmek yerim ama, onu kimseye yedirtmem" gibi... Çay, tek başına kullandığında, Serkan Keskin (İsmail Abi)' ne güzel söylemiş: “Adamlar bana çay verdi çay, çay veren adam hiç kötü olur mu? Aklın mantığın kesiyor mu?” “3 dilek hakkım olsa 3 demlik çay dilerdim. Sonra laps laps içerdik.” Ya da Oğuz Atay ne demiş,  "Biz çayın yalnızlığa iyi gelen tarafını da severiz…" "İki çay söylemiştik orda, biri açık, Keşke yalnız bunun için sevseyd...

SEN DE HAKLISIN

Resim
SEN DE HAKLISIN  Gerçek adalet, empati ve çok yönlü değerlendirme gerektirir. Her kimsen ve her kimse, herkese hakkı kadar adalet! Nasreddin Hoca, kadılık yaparken birbirinden şikâyetçi olan iki hasımı, ayrı zamanlarda, uzun uzun dinlemiş.  Önce ilki gelip durumu kendi açısından anlatmış.  Hoca dinlemiş ve mantıklı bulmuş, "Haklısın," demiş. Adam, memnuniyetle dışarı çıkarken diğeri içeri girmiş, hocanın karşısına oturmuş.  Hoca,"anlat bakalım!" demiş  İkinci adam da kendi açısından olayı aktarmış, "kadı efendi, durum tam olarak böyleyken böyle oldu," diyerek teferruatlı bir şekilde anlatıp, sözünü  bitirdikten sonra, heycanla hocanın kararını beklemeye başlamış.  Hoca bunu da gayet mantıklı ve makul bulmuş, "haklısın" demiş.  Adam, bu cevaptan çok hoşnut olarak dışarı çıkmış.  Sonra Bu konuşmalara şahitlik eden eşi, bu işe çok şaşırmış ve Hoca'ya sormuş: Senin kadılığında bir garip Hoca Efendi! İkisine de sen haklısın dedin. Hiç öyle şey ol...

hashtag SALLANDIK, hashtag DEPREM

Resim
hashtag SALLANDIK,  hashtag DEPREM Ülkemiz bir deprem ülkesi ama bunu ne kadar ciddiye alıp,  gerekli önlemleri alarak can kaybını en aza indirebiliriz? o konuda pek ciddi çalıştığımız söylenemez. 1 Ekim 1995 Dinar (AFYON)  90 can kaybı 27 Haziran 1998 Ceyhan (ADANA)  146  17 Ağustos 1999  Gölcük (KOCAELİ)  17.118 12 Kasım 1999 DÜZCE 894 1999 Gölcük’ten sonra “deprem master planı” dediler, yok! Sonrasında mı? 3 Şubat 2002 Sultandağı (AFYONKARAHİSAR) 44 1 Mayıs 2003  BİNGÖL 177 2 Temmuz 2004 Doğubayazıt (AĞRI) 18 8 Mart 2010 Başyurt-Karakoçan (ELAZIĞ)  41 23 Ekim 2011 Tabanlı (VAN) 604 9 Kasım 2011 Edremit (VAN) 40 24 Ocak 2020 Sivirce (ELAZIĞ) 44 30 Ekim 2020 Ege Denizi 119 En son yaşadığımız ve 0n bir ilimizi kapsayan 6 Şubat 2023 pazarcık, Elbistan (KAHRAMANMARAŞ) depreminde 62.013 insan hayatını kaybetti. 2023 Kahramanmaraş’tan sonra “yeni düzenleme” dediler, yine yok! Bu süre içerisinde  daha az ölümle sonuçlanan onlarca deprem yaşan...