NE ZAMAN İYİ BİR İNSAN OLURUZ?

 NE ZAMAN İYİ BİR İNSAN OLURUZ? 


Öncelikle kendimize bir soru sorarak başlayayım: Gerçekten İyi insan olmak istiyor muyuz? Yoksa "zaten ben iyi bir insanım" mı diyoruz?
Cevabımız, muhtemelen evet!
Öyleyse devam edelim;
Yanlışı yaptıktan sonra özür dilemenin ötesine geçip, daha baştan o yanlışa düşmemeyi dert ettiğimizde ilk ve en önemli adımı atmış oluruz. 
Çoğu zaman hatayı, “olan oldu” diye geçiştirdiğimiz küçük günlük kazalar gibi görüyoruz. 
Bazen de yanlışlarımızı, günlük hayatta “küçük bir hataydı” diyerek üzerini örttüğümüz şeyler gibi görüyoruz. Sanki yapılır, biter, ardından da bir özürle kapatılır… O yüzden belki bu kadar kolay yanlış yapıyoruz.
Oysa birinin hakkını yemek, adaletsiz karar vermek, yalan söylemek, iftira atmak… Bunlar sadece “özür dilerim” diyerek kapanacak defterler değil. Çünkü bu tür hatalar, birinin hayatına doğrudan dokunan, iz bırakan, bazen geri dönüşü olmayan sonuçlar yaratır.
Gerçek sorumluluk, hatadan sonra bahaneler üretmekte değil; daha baştan o hataya götüren düşünceden, ortamdan ve davranış biçiminden uzak durmaya çalışmaktır. Bu hem insanın kendi zaaflarını fark etmesi hem de iradesini bilinçli şekilde yönetmesidir.
Unutmayalım: İyi insan olmak bir varış noktası değil, sürekli bir yolculuktur. Her gün yeniden başlamak, her hatanın eşiğinde durup "bu benim değerlerime uyuyor mu?" diye sormaktır.
Zira hayat, yaptıklarımızla değil; yapmadıklarımızla da şekillenir.
Yapmadığımız haksızlıklar, söylemediğimiz yalanlar, işlemediğimiz suçlar, bunlar sessiz zaferlerdir.
Sonuçta, iyi olmak bir seçimdir –ve bu seçim, bizi hem kendimize hem de başkalarına karşı daha özgür kılar.
Özü şu:İyi insan olmak, kusursuz olmak değil; kusurunu görecek kadar dürüst, o kusura düşmemek için çabalayacak kadar cesur olmaktır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

VATANDAŞ EKONOMİ ALANINDA MADALYAYI HAKETTİ!

KILIÇDAROĞLU MU KAYBETTİ, ERDOĞAN MI KAZANDI!

KKM'DE MEVDUAT'I KORUDUK AMA KUR'U KORUYAMADIK!