KILIÇDAROĞLU MU KAYBETTİ, ERDOĞAN MI KAZANDI!
KILIÇDAROĞLU MU KAYBETTİ, ERDOĞAN MI KAZANDI!
Hem milletvekili seçimlerinde ve hem de cumhurbaşkanlığı seçiminde istediği sonucu alamayan;
Kaybeden muhalefet, hala olayın farkında değil.
Kaybetmenin sorumluluğunu Kılıçdaroğlu'na yükleme çabasındalar...
Bunu yapanlar;
Kılıçdaroğlu'nun adaylığına karşı çıkanların, bu düşüncede olması nispeten makul karşılanabilir.
İşin garibi, Kılıçdaroğlu'nun adaylığını tüm benliğiyle savunanlar da tıpkı birinci gruptakiler gibi davranıyor!
Bu kişiler, bu çabayı seçimlerin kazanılması için göstermediler.
Sonuç farklı olabilirmiydi?
Sanmıyorum!
Sanmıyorum, çünkü:
Mesele Aday meselesi değildi!
Kılıçdaroğlu ben aday değilim deseydi bile,
Kılıçdaroğlu'nun dışında düşünülen hangi isim olursa olsun;
Ne Ekrem İmamoğlu, ne de Mansur Yavaş. Hiç fark etmeyecekti.
Mesele sadece isimlerle alakalı ise;
Hadi diyelim ki cumhurbaşkanlığı, Kemal Kılıçdaroğlu'nun adaylıkta diretmesi ve sonunda aday olması sonucu kaybedildi,
Milletvekili seçimlerinde Millet ittifakının çoğunluğu sağlayamamasını nereye koyacağız?
Mevcut iktidar karşısında meclis çoğunluğu sağlayamayan altılı masanın
diğer liderlerinin ve partilerinin yetersizliğini nereye koyacağız!
Altılı masanın Seçim sürecinde;
Özellikle Meral Akşener'in masadan kalkması;
Kalkarken de masanın diğer ortaklarını ağır suçlamalarla itham etmesi, sonunda da partisine ve kendisine gelen tepkinin yoğunluğu sonucu masaya tekrar dönmesi; Büyük hataydı!
Hata olduğunu seçimlerin sonucuna bakarak, Akşener'de görmüş oldu...
Daha önce yapılmış anketlerin sonuçlarına bakarsak;
İyi Parti'nin oy oranı yüzde 15'ler civarındaydı.
Ancak seçimlerde aldığı oy oranı yüzde 10'u bile bulamadı.
Bu hata kendisine "pahalıya" mal oldu!
Ama en önemli hatası; Kılıçdaroğlu'nun kazanamaz algısını yaratan söylemleriydi;
"Kazanacak aday" vurgusu yapıp Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş isimlerini sürekli öne çıkartması, aynı süreçte masayı terkederken bu iki ismden liderlerine karşı kazan kaldırmalarını istemesi, "yıkımı"artırdı.
kamuoyu ve kendi tabanının baskısı sonucu tekrar masaya dönmek zorunda kalırken bu iki ismi Kılıçdaroğlu'nun yanına eklemlemesi de yıkılanları onarmaya yetmedi!
Sonuç olarak hem meclis çoğunluğunu sağlayacak oyu alamazken, ikinci tura kalan cumhurbaşkanlığı seçimleri de kaybedildi.
Bu sonucun sorumluluğunu tek başına Kılıçdaroğlu'na yüklemek kolaycılığına kaçanlar;
Ya Kılıçdaroğlu'nun yanında durmuş gibi yapan parti içindeki "yakınları", ya desteklemiş gibi yapan medya mensupları, ya da biz söylemiştikciler!
Her halükarda "bu durum böyle gitmez" diyerek Kılıçdaroğlu'nun parti genel başkanlığını bırakmasını isteyerek ahkam kesenler, hatta işin boyutunu hakarete vardıranlar; neyin isyanındalar, neyin telaşındalar?...
Sanki Kılıçdaroğlu yerine başka biri aday olsaydı;
Kendi istedikleri aday olsaydı, o kazanacakmış gibi!
Herkes, kendi gönlünden geçen kişinin aday olması durumunda;
seçimi o kişinin kazanacağını düşünüyor!
Bu subĵektif bir bakış açısını, mutlak gerçek gibi kamuoyunda çığlık atarak yaymaya çalışanlar;
Gerçeği görmek istemeyen oportünistlerdir.
Hem de Ķılıçdaroğlu'nun da bir siyasetçi olduğunu unutarak!
Dürüst olalım!
Yaptığı siyasetin doğru olup olmadığı tartışılabilir, Amenna!
Ancak;
Hangi siyasetçi, ayağına gelen bu fırsatı değerlendirmez ve aday olmaz?
Onca emekle, bahçesinde büyüttüğü ağacın meyvesini sen değil, başkası yesin demek haksızlık degil mi?
Bunun haksızlık olduğunu, haksızlık yapanlar da biliyor ve bilerek yapıyorlar.
Yoksa bu kadar saçmalık olur mu!
İş,gerçekten bunlara kalsa; bıraķın Kılıçdaroğlu'nun aldığı oy oranını geçmeyi, bu kafayla partiyi baraj altında bile bırakabilirlerdi.
Bol keseden atıp, tutanlar;
Hanginiz onun kadar çalışıp, çaba gösterdiniz?
Burada görülmesi gereken; neden bunca yıl Erdoğan surekli kazanıyor da Muhalefet başarısız oluyor?
Esasen muhalefetin başarısız politikası mı bunda etkili oluyor, yoksa Erdoğan'ın kazanmak için tüm oyununu kurguladığı politikanın tutmuş olması mı?
Erdoğan şunu başardı;
Kendisine oy veren ve vermesi muhtemel Muhafazakar ve milliyetçi muhafazakar kesim için bir konfor alanı yarattı ve bu seçmen kitlesinin bu alandan çıkmaması adına her şeyi yaptı.
Bu seçmen kitlesi,
Muhalafetin;
Hak, hukuk, adalet, özgürlük aş-iş gibi söylemlerini önemsemedikleri için değil, zaten bu kesim bunun yokluğunu hissetmediği için yeni bir şey olarak görüp, heyecanlanmadı.
Bunlar zaten Erdoğan tarafından en üst düzeyde "altın tepsiyle" kendilerine sunulmuştur; hiç eksikliğini hissetmeden, doyasıya bu alanı kullanıyorlar.
Muhalefetin söylemi; zaten muhalif olan seçmen için önemli idi, onlar da oylarını Kılıçdaroğlu'na verdiler.
Kılıçdaroğlu da kazanamadı. Çünkü oyları yetmedi!
Başka kim olsaydı da kazanamayacaktı.
Erdoğan'a oy veren seçmen;
Muhalefetin ekonominin kötü gidişatını düzeltmeye yönelik söylemlerini ve gelir seviyesinde yapılacak iyileştirmeye yönelik vaadlerini önemsedi, ancak bunun için oy tercihlerini Erdoğan aleyhine değiştirmeyi vefasızlık olarak gördüler.
Yıllarca bekledikleri alanı oluşturan Erdoğan, bu kesim seçmen için bir parti liderinden öte bir şey!
En bilineninden;
Yıllarca 28 Şubat travması yaşadığını öne sürenler; Erdoğan’ın 20 yılı aşkın iktidarında elde ettikleri kazanımları görünce bu travmanın büyüklüğünü daha çok görür oldular.
Özellikle baş örtüsü yasağının tüm alanlarda kaldırılması ile anne babaların arzu ettiği gibi ve genç kuşağın eğitim tercihleri değişti, alanları genişledi; rahatlıkla istedikleri okula gidip, istedikleri alanlardaki meslekleri seçebilme özgürlüğüne kavuştular.
Nitelik olarak yeterli olmasa bile, nicelik olarak tüm yurtta üniversite sayılarını artırarak üniversitede okuma olanağı sağlandı ve ama öyle, ama böyle bir sekilde iş olanakları da sağlandı.
O kesim açısından; Bu az buz bir şey değil!
Onun içindir ki;
Soğanın, ekmeğin pahalı olmasına aldırış etmeden; "Soğan- ekmek yeriz, ama Erdoğan'ı yedirmeyiz" söylemi öylesine hamaset için söylenen bir söz değil, aksine tam da içselleştirilmiş bir söylemdir.
Bu ve benzeri kazanımları elde eden Erdoğan'cı seçmen sayısı muhalefet tarafından geçilemediği sürece; aday kim olursa olsun Erdoğan karşısında kazanması imkansızdı!
Bu seçmen davranışını değiştirmek muhalefetin sunduğu imkan ve vaadleri ile mümkün gözükmüyor. Çünkü bu seçmenler Erdoğan dışında birisine oy vermeyi kendilerini inkar ve Erdoğan'a ihanet olarak görüyorlar.
Elde ettikleri kazanımları hiç bir para birimi ve miktarı ile alamayacaklarını deneyimlediler ve biliyorlar!
Ki o kesim, muhalif kesim kadar ekonomik sıkıntıyı hissetse bile;
Muhalif kesim kadar önceliği ona vermiyor!
Dolayısıyla, aday Ahmet olmuş, Mehmet Olmuş farketmeyecekti.
Aday Kılıçdaroğlu oldu; Günah keçisi de o "seçildi."
Kabağı da onun başında patlatmak istiyorlar.
Kılıçdaroğlu buna müsaade edecek mi, göreceğiz.!
Yorumlar
Yorum Gönder