SEÇİMLERİN İLK TURU BÖYLE GEÇTİ...

SEÇİMLERİN İLK TURU BÖYLE  GECTİ...

14 Mayıs'ta  yapılan cumhurbaşkanlığı ve 28.dönem Milletvekili seçimleri sonucunda;

Mecliste yer alacak 600 milletvekili belirlendi.

Buna mukabil aynı gün yapılan cumhurbaşkanlığı secimlerinde yarışan üç adaydan kazanan çıkmayınca;

İkinci tura kaldı.

Cumhurbaşkanı  Seçim Kanunu'nun (MADDE 4 – (Değişik: 25/4/2018-7140/4 md.) Hükmü  gereğince;

"Genel oyla yapılacak seçimde, geçerli oyların salt çoğunluğunu alan aday, Cumhurbaşkanı seçilir. İlk oylamada bu çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamayı izleyen ikinci Pazar günü ikinci oylama yapılır. Bu oylamaya, ilk oylamada en çok oy almış bulunan iki aday katılır ve geçerli oyların çoğunluğunu alan aday Cumhurbaşkanı seçilir."

Buna göre:

Diğer iki adaydan daha az oy aldığı için, ilk turda bir aday elendi; 

Bu isim yüzde 5,17 oranda oy alan, Sinan Oğan oldu.

En çok  oyu alan isimlerden;

1.si yüzde 44,88 oranda oy alan Kemal Kılıçdaroğlu ve 

2.si ise yüzde 49,52 oranda oy alan Recep Tayyip Erdoğan oldu.

İlgili kanunun hükmettiği süre gereği;

28 Mayıs'ta bu iki aday tekrar yarışacak ve kullanılan oyların yüzde 50'sinden 1 kişi fazla oyu alan aday Türkiye Cumhuriyeti'nin 13. Cumhurbaşkanı olacak.

14 Mayıs'ta  yapılan 28.dönem Milletvekili  seçimlerine tekrar dönecek olursak;

Ak Parti'ye oy verenler sandığa attıkları oyun sandık çıktısında; parti olarak girselerdi bir milletvekili bile çıkaramayacak HÜDEPAR  dört milletvekili çıkaracağını...

ya da kendi oyundan başka oyu olmayan DSP liderinin milletvekili seçileceğini biliyorlar mıydı?

Buna mukabil Cumhur İttifakı'nın başından beri yılmaz savunucusu BBP liderinin Milletvekili adayı olduğu halde seçilememesi de bize şunu ğösterdi ki; 

"Maskeli siyaset" yapanların kazandığı bir ilk tur seçimi geçirdik.

Şu da bir gerçek ki; Cumhur İttifakı'nın bütün bileşenleri tek bir vücut olup, desteklerini sürdürürken, Millet İttifakı için bunu söylemek pek mümkün olamadı!

Sistemin getirdiği durum her iki ittifak için de olumsuz etkiler yarattı;

Sandıktan giren oy, aynı şekilde çıkması gerekmez mi!

Yani,

Doğal olanı;

 kime oy verdiysen, o partinin milletvekili çıkartması beklenir!

Değil mi?

Ama öyle olmadı.

En azından CHP oyları için bunu daha net ve rahatlıkla söyleyebiliriz. 

Çünkü kayıp fazla!

Bu partinin; 2018 seçimlerinde aldığı yüzde 22,64 oy oranıyla çıkardığı milletvekili sayısı 146 iken

2023 seçimlerinde aldığı yüzde 25,33 oy oranıyla çıkardığı milletvekili sayısı 169 olmasına karşın, elinde kalan; 130 oldu.

Sayının bu noktada kalmasının bir başka nedeni de;

CHP listesinden giren ve bazılarının da tartışmalı isimler olduğu diğer parti adaylarının seçilecek garanti sıralara konması oldu. Bu da onların çaba göstermeden kazanmasını sağlarken, sıralamada kendilerinden sonra kazanabilme imkanını da engellemiş oldu!

Böylece;

CHP listesinden giren, gerçekte başka partilerden fakat Millet İttifakı ortaklarından olan;

DEVA Partisi'nin 14 adayı,

Gelecek Partisi'nin 10 adayı

Saadet Partisi'nin 10 adayı

Demokrat Parti'nin 3 adayı

İyi Parti'nin 1 adayı

Türkiye  Değişim Partisi'nin 1 adayı (Bu aday Mustafa Sarıgül,CHP kökenli. Muhtemelen CHP'de kalır!)

Sandığa CHP oyları olarak giren;

Ancak,

DEVA,Gelecek,SP,DP,İP,TDP olarak çıkan partilerin etkisidir!

Sandığa girdiği gibi çıkmayan bu oyların yarattığı sonuç;

CHP hariç, diğer partilere yaramıştır.

Listeden girenler için;

Bu partiler seçimlere CHP listesinden girmek yerine, İttifak çatısı altında bile girmiş olsalardı;

Çıkaracakları millet vekili sayısı;

Rakamla: 0.

Yazıyla: Sıfır. olurdu.

Dolaysıyla;

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turu oylamasında da hiç bir etkileri olmamıştır: Öğrendiğimiz matematik, rakamların yalan söylemediğini de öğretti bize!

Şunu da hak yemeden hemen hatırlatalım:

Özellikle Demokrat Parti'nin millet vekilliği ve Cumhurbaşkanlığının ilk turu için ve şimdi de ikinci turu için inanılmaz boyutta büyük çabaları devam etmektedir.

Aynı zamanda Saadet Partisi'nin de özellikle ilk tur için  çabalarını da;

Milet İttifakı'nın inkar edemeyeceği kadar görünen bir gerçek.

Öyle ya da böyle;

Bu garip durum:

Kuluçka (gurk) döneminde Tavuğun altına konulan yumurtadan çıkmasını, beklediğimizin aksine;

Civcivin yanı sıra,

başka kuşların da çıkması gibi.

Hikayeyi uydurup,

zamanımıza da uyarlayacak olursak;

Adam tavuğun altına koyduğu yumurtalarla kuluçkaya yatırıp, civcivlerin yumurtalardan çıkma zamanını bekler.

Günü geldiğinde civcivler çıkar ve çıkan civcivlerden bazıları palazlanmaya başlayınca- tavuğun civcivleri olmadıkları için- birer, ikişer doğal ortamlarına uçup giderler...

Tavuk sahibi şaşkın!

Arkalarından bakakalır...

Seçilemeyen adayları ise: tavuğun altında kalan çürük yumurtalar olarak düşünebiliriz!

Tavuğun altına koyduğu yumurtaları zamanında kontrol etmediği için; Tavuk sahibi üzgün...

Ama kuş uçmuş ve elinde kalan tavuğun gerçek yavruları ile idare etmek zorunda kalır.

Bu arada şunu da belirtmek isterim ki; 

Hikayenin analizi,  asla bir özdeşleştirme amaçlı değil; 

kurgu bir örnekle benzetmektir!

Bu bir sonuç analizi

Neden ise;

İlk başta İyi Parti lideri Meral Akşener'in başından bu yana Kemal Kılıçdaroğlu'nun kazanamaz algısı yaratacak; "kazanacak aday" vurgusu;

Kılıçdaroğlu'nu ringe bir puan geriden başlayarak çıkmasına neden oldu; Bu net!                                       

Daha sonra aday belirleme sürecinde; Akşener'in masanın diğer ortaklarını itham ederek ve ağır sözlerle eleştirerek, hatta iki büyükşehir belediye başkanlarını liderlerine baş kaldırmaya davet ederek masadan kalkması ve bu işaret ettiği belediye başkanlarını da sürece dahil ederek geri dönmesi, hatta bundan sonra da canhıraş çalışmış olsa bile; yarattığı tahribatı onarmaya yetmemiş olması... 

Deva Partisi'nin lideri Ali Babacan'ın; Seçmen motivasyonunu düşürecek Anayasa ile ilgili açıklamaları, kendi yakınlarının bile Ķılıçdaroğlu'na oy vermekte tereddütleri olduğunu vb. söylemlerle...

Gelecek Partisi'nin lideri Ahmet Davutoğlu'nun; Kılıçdaroğlu'na oy vermek için halasını bile ikna edememiş olması! Bu yetmezmiş gibi kamuoyunda bunu bir marifet gibi dillendirmek...

İktidara muhalif gibi  gözüken-bunlar çoğunlukta-medya ve bu medyanın ekran yüzleri ve yazarlarının; başından bu yana Ķılıçdaroğlu karşıtlığı ve özellikle yaratılan kafa karışıklığı...

İttifak masasının ve genel olarak yaratılan kakofoni ortamı; Cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu'nu hem zor durumda bıraktı, hem de seçim sonucunda kaybetmesi halinde; biz söylemiştik deme hevesiyle sürdürülen tavırlar nedeniyle;

istemediği bazı sonuçların doğmasına sebep oldu!

Bunca yapılan hata;

bilerek ve de bilmeyerek yaptırılan hataya karşın,

Tüm olup bitenlerden dersler çıkararak;

Şimdi: Meral  Akşener'in çalıştığı gibi,

Her zaman: İki  büyükşehir belediye başkanlarının çalıştığı gibi,

İttifakın her bir bireyinin, Kılıçdaroğlu'nun sürecin başından bu güne kadar gösterdiği özveriye ve uzlaşmacı  tavrına ve kendi kazanımları hatırına vefa borcu olduğunu unutmadan;

Gösterdiği çabaya destek verme borçları vardır!

Çünkü O'nu herkes çok yordu!

Her şey biraz da vicdandır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

VATANDAŞ EKONOMİ ALANINDA MADALYAYI HAKETTİ!

KILIÇDAROĞLU MU KAYBETTİ, ERDOĞAN MI KAZANDI!

KKM'DE MEVDUAT'I KORUDUK AMA KUR'U KORUYAMADIK!