DEPREM BİZİM GERÇEĞİMİZ:KABUL EDELİM!

 Deprem bizim gerçeğimiz:

Kabul edelim!

 06 Şubat 2023 Pazartesi gecesi, Kahramanmaraş merkezli 11 ili etkileyen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremler ile yürekler yandı.

Kahramanmaraş'ın Pazarcık ilçesinde saat 04.17’de 7,7; Elbistan ilçesinde saat 13.24’de 7,6 büyüklüğünde iki deprem art arda geldi. Bu iki depremin artçıları bile büyük yıkımlara sebebiyet verecek ölçüde!

Büyük bir felaket.
Çok üzgünüz.
İçimiz yandı.
Hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet dileriz: ulusça başımız sağ olsun.
Tek dileğimiz; kaybedilen insanların en az sayıda olması.
Yaralılara acil şifalar dileriz.
Gerçekten çok, çok zor bir durum.
Duamız:"Allah bir daha böyle bir şey yaşatmasın."

Ancak ülke olarak ne gibi önlemler aldık ki; bu felaketleri en az hasarla atlatabilelim!
Daha az ölelim!
Açık söyleyelim: 
Hiç bir şey!
Çok değil, 1999  yılında büyük felaketle sonuçlanan ve hepimizi derinden üzen, o büyük depremin ardından, bu güne gelinceye kadar ne yaptık? ne yapa bildik?
Bu soruya cevap gerekir mi? 
Herkes biliyor...
Sonuç ortada!
Deprem konusunu ciddiye almıyor muyuz, yoksa böyle gelmiş, boyle gitsin mi diyoruz?
Giden-gelen iktidarlar olsun, Giden-gelen belediyeler olsun; böyle bir sorun yokmuş gibi davranarak: sorunun ortadan kalkacağını mı sanıyorlar acaba?
Doğa ana gözümüze sokana kadar, gözümüzü sorunlara kapattığımızda sorun yok olmuyor...
Evet, deprem meydana gelmesi önlenemeyen, sonuçları itibariyle yıkıcı ve ölümcül olan bir doğa olayı...
Ancak bu önlenemez doğa olayının en az hasarla atlatılması; bilimin ışığıyla, ferasetle ve cesur olmakla mümkün!
Bunun için de, bir yerden ve hemen başlamak gerekir.
Cesaretle üzerine gitmek ve de sorun var ve bunu kararlılıkla çözme iradesi göstermek gerekir!
Üç gün içerisinde unuttuğumuz, 1999 depreminin üzerinden tam 24 yıl geçti..
O günden bu yana depremlerin yıkıcı etkisinden, en az hasarla kurtulmaya dair kalıcı bir çözüm üretilemedi ki; şimdi: bu sonuçları ağır yaşıyoruz!
Sonuçları ortaya çıktıktan sonra, güçlü Türk halkı' nın da büyük dayanışması ile  yaraları sarmak için ve enkazı kaldırmak için gösterilen çaba, depremin etkilerini en aza indirmek için kullanılmıyor!
Başlansa idi; bu gün bitmiş olur muydu, bilinmez ama;
En azından bu istikamette yola çıkıla bilinseydi...
Bu geçen 24 yıl içerisinde;
81 ilin her birinde, günde 10 binanın depreme dayanıklık testi yapılmış olsaydı, 7 milyondan fazla binayı elden geçirmiş olurduk!
Yapıla bilirdi...
Ama başlamadık!
Başlamadık, çünkü; diyelim ki bu binaların 3 milyonu çürük çıktı. (Daha fazla çıkma olasılığı çok yüksek...)
Ne olacak?
Hiç bir şey!
İmar affıyla, kaçak yapıları yasal hale getiren bir sistem, çürük binaları saymaya zaman harcamaz!
Peki vatandaş olarak biz ne yaptık, ya da ne yapıyoruz?
Hiç bir şey!
Biz de gözümüzü kapatmayı tercih ediyoruz!
Televizyon kanallarında depreme dair yapılan bilimsel programlar yapmak bile TV kanallarına angarya geliyor!
Yapılan tek tük programları izlemek, izleyiciye angarya geliyor!
En basitinden;
Bilim programı yapan televizyon kanalı, kumandamızı en son tuşuna kayıtlı ise ...
Ya da deprem ile ilgili yapılan programlara rastlayınca, görmezden gelip, sanki böyle bir sorun yokmuş gibi davranıp, hemen kanal değiştirip, eğlence kanallarına yöneliyorsak...
Bu işin uzmanlarını, hocalarımızı, bilim insanlarının söylediklerini, uyarılarını dikkate almazsak...
Halbuki Konunun uzmanı hocaların çözüm önerilerini ve her ağzından çıkan uyarıları dikkate almalıyız! Onların söyledikleri çok kıymetli.
Eğer onları sadece televizyon kanallarında afet sonrası yapılan konuşmalar için okutup, yetiştiriyorsak; bunun hiç bir faydası olmadığı gibi gereği de yok! 
Üniversitelerin o bölümlerini kapatalım o zaman! Eminim bu konular için emek vermiş, çaba harcamış tüm bilim insanları da böyle düşünüyordur!
Onlar da konuştuklarının "ıslık çalarak" dinlenmesini; kendilerini değersiz hissettiriyordur! Üzüyordur!
Daha fazla dinlemeliyiz, daha fazla işi ciddiye almalıyız!
Yoksa:
Sonrasında da;
Yaşadığımız bu son depremde olduğu gibi;
Hep birlikte ağlarız!
Halbuki bu geçen süre içinde çok şey yapabilirdik!
Ekonomik olarak çok büyük bütçe gerektiği kesin!
Bunda şüphe yok!
Ona rağmen başlamalı: "başlamazsak, bitiremeyiz!"
Hiç bir siyasal kaygı gütmeden ve devlet-millet el ele verip, bir yerden ve hemen başlamak gerek!
Devletimiz gerçekten çok güçlü, milletimiz hem fedakar, hem de devletine candan bağlı.
Biz bu sorunun üstesinden gelecek kadar güçlü bir milletiz.
Gerekiyorsa, ayrı bir fon oluşturup, deprem vergisi gibi bir uygulamayla, ama yerinde kullanılmak şartıyla; "Genel Afet vergisi" uygulamaya konulmalı.Bu toplanan vergilerin: Afetler dışında başka amaçla kullanılmayacağı kanunla güvence altına alınmalı!
Çürük yapıları güçlendirmek için; hemen en riskli bölgelerden başlayabiliriz!
Bu devasa sorun, ne hükümetlere, ne de sadece vatandaşa bırakılmayacak kadar önemli!
Afet Bakanlığı kurulmalı: Bakanlık çatısı altında, uzmanlardan oluşan bilim kurulları oluşturulmalı,
Bu kurullar; kendi uzmanlık alanlarına göre, üniversiteler ve yerel yönetimlerle işbirliği içerisinde çalışmalı.
Tüm TV kanallarında belli aralıklarla; TRT'nin öncülüğünde tüm kanalların ortak yayın yaptığı bilgilendirme ve bilinçlendirme programları yapılmalı.
Deprem sigortası olarak bilinen "DASK" ("Doğal Afet Sigortası") zorunlu ve uzun süreli, kapsamı genişletilerek (iş yeri-konut benzeri tüm yapılar) aynı zamanda trafik sigortası mantığıyla cezai yaptırımı olmalı!
Aksi taktirde; sadece kiralama döneminde yapılıp sonrasında önemsenmeyen bir teferruat haline geliyor!
Toplum olarak, ayrışmadan birlikte olmalıyız!
"Bu ülke bizim."
Toplumu fay hatları ile ayırmadan; deprem fay hatlarına odaklanmalıyız!
Ülkemizin en önemli sorunlarından biri olan afetler için güçlü ve kapsamlı politikalar geliştirip; uygulamalıyız!
Kısacası:
Bir şeyler yapmalı:
Biz bir şey yapmazsak; deprem yıkar!!
Altında kalmayalım!
"Lütfen!"




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

VATANDAŞ EKONOMİ ALANINDA MADALYAYI HAKETTİ!

KILIÇDAROĞLU MU KAYBETTİ, ERDOĞAN MI KAZANDI!

KKM'DE MEVDUAT'I KORUDUK AMA KUR'U KORUYAMADIK!