YA SEÇİM SONRASI?...

 

YA SEÇİM SONRASI?...

Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili seçimleri 14 Mayıs 2023'te yapılacak;

Pazar günü dahil 3 gün kaldı.

Seçime giren 4 Cumhurbaşkanı adayından birisi; Muharrem İnce bir basın açıklamasıyla partisine oy isteyerek ve ama kendisinin adaylıktan çekildiğini duyurdu.

Muharrem İnce, yaptığı basın açıklamasında; "Memleketin geleceği ve millet ittifakı adayının kaybetmesi halinde bahanesi ben olmak istemediğim için adaylıktan çekiliyorum dedi"

Bu açıklama aday olmadan önce yapılmış olsa idi, belki kendisi açısından bir anlamı olabilirdi.

Ancak basında çıkan yalan yada doğru haberlerin baskısı, kendi partisi içerisindeki karışıklık ve çözülmelerin yoğunluğu, buna mukabil oylarındaki erimeyle yüzde 1'in bile altına düşme ihtimalini göz önünde bulundurarak; ağır bir hezimet yaşama endişesiyle son güne bıraktığı ve siyasi geleceğini belki bir ihtimal kurtarabilme düşüncesiyle böyle bir karar almak zorunda kaldı. Kendisi için çok geç!

Şimdi oyunda kullanılan kartlar yeniden karılıyor.

Şimdilik; kaldı 3 aday.

Karışık olan kafalar iyice karışmış durumda; Çekilen adayı destekleyen seçmenleri kime oy verecek, hangi ittifakın adayını destekleyecek!

Kendilerini ortada kalmış, sahipsiz hissedip, küserek sandığa gitmeyecekler mi, yoksa böyle olmasından memnun olup, bir yada birkaç adaya oy verme eğilimine mi girecekler. Bu durumun olumlu-olumsuz sonuçlarını ilk tur oylama sonuçlarından çıkarmak mümkün olabilir. Onu göreceğiz!

Yani ortalık çok karışık ve doğabilecek sonuçların düzeltilme imkanı bulunamayacak kadar kısa bir süre içerisinde bulunuyoruz.

Bu karmaşık durumu düşününce ve seçimlerden sonra olabilecek durumlar karşısında aklıma geldi;

Kırıkkalespor ilk Genel Kaptanı ,1978 Süper lige çıkan şampiyon takımın genel Kaptanı ve şampiyonluğun baş mimarlarından ,Daha sonra değişik dönemlerdeki efsane başkanlarından,Kırıkkale Siyasetinin ve ticaretinin önemli simalarından İş insanı, değerli büyüğüm ALİ KOÇ UZEL'in kendisiyle on yıl kadar çalışma fırsatı bulduğumuz bir dönemde; karmaşık ve içinden çıkılamaz hal alan durumlar için; "Ortalık Kel Ali'nin bağına dönmüş" derdi.

Hikayesi;

Bilirsiniz; Köylerde kişiler daha çok lakaplarıyla tanınırlar.

Mesela;

Köyün birinde yaşayan ve köyde bulunan diğer Ali'lerden ayırt edici olan saçsız özelliğinden dolayı, kendisini tanıyanlar O'nu  Kel Ali diye bilirlermiş.

Köyde iş bitmez!

Her gün bir komşusu akşam gelir, "Ali kardeş yarın bizim bahçeye yardıma gelir misin?

Eğer beni kırmaz gelirsen çok mutlu olurum." diyerek yardım istermiş.

Bizim "Kel Ali", çok iyi niyetli,Hiç tereddüt etmeden; "Ne demek! Tabi ki gelirim komşu" dermiş ve ertesi günün sabahında erkenden kalkıp komşusunun işine yardıma gidermiş.

Her akşam yorgun argın eve gelir; Yemeğini yer, ertesi gün için söz verdiği bir başka komşusunun işine gitmek üzere, huzur içerisinde yatar uyurmuş!

Yaptığı iş karşılığı da; Ne kendisi bir karşılık beklermiş, ne de komşuları böyle bir teklifte bulunurlarmış. Bilabedel yani!...

Komşularına yardımcı olmak "Kel Ali"'yi mutlu etmeye yetiyor!

Köylülerin bu isteklerine sürekli olumlu cevap veren "Kel Ali", Günlerce kendi tarlasına ve bağına-bahçesine gidip işlerini yapmaya fırsat bulamamış.

Yardım isteyen, köydeki tüm komşuların işleri bittikten sonra;

Günler sonrasında, kendi bahçesine gitmiş "Kel Ali" .

Abooov!...

 (Bizim yörede, Abov: Şaşırmanın zirvesi! Üzülmenin ve şaşırmanın ve de aynı anda bu duyguların en yüksek seviyede yaşanmasının ifade biçimidir.)

Birde ne görsün;

Ortalık yıkılıyor!

Bütün bahçe türlü türlü yabani otlarla dolu; yani bahçede istenmeyen ve olması halinde bahçeye ne kadar zarar verecek bitki varsa hepsi orada!

Susuzluk ve bakımsızlıktan tüm bahçe kurumuş!

Her şey birbirine karışmış; Bütün köy bir araya gelse nafile, İçinden çıkılması imkansız.

Yani artık o bahçeden "Kel Ali"'ye yar olmaz!...    

"Kel Ali'nin bahçesini gören komşular da çok şaşkın!

Ama; Bundan sonra köylüler de; her karışık ve içinden çıkılamaz durum ve ortamlar için: "Ortalık Kel Ali'nin Bağına dönmüş" tabirini kullanmaya başlamışlar.

Şimdi kalan 3 adaydan;

Ata İttifakı'nın Cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan, Memleket Partisi'nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin çekilmesiyle birlikte alacağı oyları bir miktar yükseltecektir, Ancak buna rağmen toplamda alacağı oy; sonuçları önemli ölçüde etkili olmayacaktır. Şimdiden huzur içerisinde uyuya bilir!

Yarış iki aday arasında geçeceği en başından belliydi!

50+1 sistemi nedeniyle; bu iki adaydan birisi seçimlerden mutlaka kazanarak çıkacak.

Bu kazanım ilk turda olmazsa, ikinci turda mutlaka gerçekleşecek!

Kazananın bahçesinde güller açacağı mutlak.

Kazanan kim olursa olsun; kaybeden için durumun çok karışık olacağı kesin!

Kaybetme ihtimali üzerine;

Bunlardan birincisi; Cumhur İttifakı'nın Cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan'ın kaybetmesi durumunda:

Son kez aday olmuş bir Erdoğan, Kaybederek sahayı terk etmek durumunda kalacak; Hele de Parlamenter sisteme-geçilecekse- geçiş sürecinin uzunluğuna göre  parti içerisindeki etkisi sürse bile oylarındaki erimeye mani olması mümkün değil.

Dolaysıyla AK Parti içerisinde büyük problemlerin yaşanması kaçınılmaz olacak; Liderlik kavgası büyüyecek. Bu arada ittifak dağılacak.

Hiç bir şeyin garantisi olmadığına göre;

Kaybetme olasılığı olan İkinci isim ise Millet İttifakı'nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu ilk ve son kez aday olmuş olacak ve siyaseti bırakmak durumunda kalacak, parti içerisindeki liderlik yarışı başlayacak,

muhtemelen;

Büyük bir olasılıkla;

Ekrem İmamoğlu, partinin genel başkanı olacak ve bir sonraki seçim için kendisini ve ayakta tutabilirse partisini hazırlayacak.

Birlikte olduğu ittifak ise tüm liderleri ve iki büyükşehir belediye başkanlarının Erdoğan'a yenilmesi anlamına gelecek ki; tümü açısından büyük travma! Yani ittifak bu şekliyle kalması imkansız olup, dağılacak!

Yani kaybeden ittifak açısından; "Ortalık Kel Ali'nin Bağına Dönecek"

Bizler ise; seçmenler olarak, oyumuzu kullanacağız...

Her kim kazanırsa kazansın, sükunet içerisinde karşılayıp kardeşliğimizi bozmadan verilen sözlerin takipçisi olacağız.

Dileğimiz: birlikte yaşadığımız topraklarda her günümüzün bahar gibi geçmesi,

her bir yurttaşımızın bahçelerinde güller açması.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

VATANDAŞ EKONOMİ ALANINDA MADALYAYI HAKETTİ!

KILIÇDAROĞLU MU KAYBETTİ, ERDOĞAN MI KAZANDI!

KKM'DE MEVDUAT'I KORUDUK AMA KUR'U KORUYAMADIK!