KONUT KİRALAMALARINDA YÜZDE 25 SINIRI KİMİ MUTLU EDECEK!
KONUT KİRALAMALARINDA YÜZDE 25 SINIRI KİMİ MUTLU EDECEK!
Hükümet, bir süredir sorun haline geldiğini düşünerek kira artışları ile ilgili 2022 yılının Temmuz Ayında, bir yıl süreyle konutlarda kira artış oranlarına sınırlama gerirdi;
"Ev sahipleri, Yüzde 25'den fazla kira artışı yapamayacak" denildi.
Bu süre 2023 Temmuz ayında dolacakken, bir yıl daha uzatıldı.
Yani o zamana kadar bir değişiklik olmazsa;
2024 Temmuz ayına kadar, ev sahipleri Yüzde 25'den fazla zam yapamayacak!
Peki bu kolaycı çözüm, uygulamada karşılığını buluyoru mu?
Maalesef bulmuyor.
Bulmadığı gibi sorunları daha da büyütüyor.
Ev sahiplerini şeytanlaştıran bu uygulama;
Ev sahipleri ve kiracıları karşı karşıya getirmekten öte gitmiyor.
Sanki ev sahipleri vicdansız ve acımasız insanlar, kiracılar ise masum ve mağdur insanlarmış gibi bir algı yaratılarak, bu çekişme iyice derinleşiyor.
Halbuki ne ev sahibi, ne de kiracı;
Ne vicdansız, ne de acımasız insanlar.
Ancak, ülkenin ekonomik olarak zora düşmesine sebep olanlar;
Biz nerede yanlış yaptık demek yerine, ev sahipleri üzerinden ulufe dağıtıyorlar.
Ev sahipleri bunun haksızlık ve bir hak gasbı olduğunu dile getirirken
Kiracılar ise bunu ev sahibine karşı koz olarak kullanabiliyorlar.
Her iki taraf için de bakılacak olursa;
Aslında Sürekli olarak televizyon ve gazete haberlerlerine konu olan ev sahibi kiracı çekişmeleri içinde bulunanlara bakıyorsunuz, genel olarak iki taraf da dar gelirli insanlar.
Rezidansta konutu kirada olan biri, zaten burada oturmaya imkanı olan biri tarafından kiralandığı için, ekonominin gidişatına göre hareket etme alanları geniş olduğundan, daha kolay çözüm bula biliyorlar.
Ya bir evi, bilemedin iki evi olan biri, emekli maaşından başka geliri olmayan ve evin ekonomisini çeviremediği için, son çare olarak kiradaki evinin gelirini de bütçesine katarak vaziyeti idare etmeye çalışıyor. Veya belki de bulunduğu yerin dışında yaşayan çocuğunun ev kirasına destek ola bilmek için, hatta belki de okula giden çocuğuna veya torununa biraz daha fazla harçlık verebilmek için bir yol bulmaya çalışıyor.
Kiracı ise; devletin kendileri için verdiği bu imkanı kullanarak, ancak bu şekilde hayatını idame ettirmeye çalıştığını söylüyor.
Her yerde olduğu gibi;
Burada da, her iki tarafta iyi niyetli olmayanlar çıkabilir.
konutunun bulunduğu bölgenin ortalama kira bedelinin üzerinde kira talep edenler olduğu gibi,
Örneğin; 10 bin TL. ederi olan bir konuta, 15 bin TL. isteye biliyor.
Ama, diğer taraftan da aynı yerde halen 2 bin TL.ye oturan kiracı da 5 bin TL. talep eden ev sahibine; istediğini yap, istersen mahkemeye ver diye biliyor.
Burada, ev sahibini kanunlar yönünden zorlayan bir durum da;
Türk Borçlar Kanununun ilgili maddeleri.
Kiracı,Kirasını zamanında ödemiyorsa, yasal kira artışına uymuyorsa, apartmanda huzursuzluk yaratıyorsa ve benzeri stisnai durumlar dışında
Bu Kanunun 344. Maddesine göre; kira tespit davası açarak, rayiç kira bedeli belirlenmesi süresinin 5 yıl ve
Yine aynı Kanunun 347. Maddesine göre; koşulsuz tahliye edebilme süresinin 10 yıl süre ile sınırlandırılmış olması.
Bu süreler çok uzun!
Bu sürelerin kısaltılması da önemli bir konudur.
Giderek derinleşen bu soruna yüzde 25 oranında artış uygulaması, çözüm yerine, aksine çözümsüzlük üretmektedir.
Düşüne biliyor musunuz;
Kiracısı ile aynı binada oturan ev sahibi bile, birbirleriyle ya küs, ya kavgalı, ya mahkemelik olmuş durumdalar.
Artık bu sorun, bir şekilde çözüme kavuşturulmalı.
Aksi halde, çok da uzun olmayan bir zamanda bu iş kangrene dönebilir!
Burada ülkeyi yönetenlere düşen görev;
Sorun çözmeye çalışırken, bulduğu çözümün bir taraftan da mağduriyet yarattığını görüp, önlem almaktır.
Bu gibi durumlarda tek taraflı değil, her iki tarafın da makul karşılayacağı alternatifler sunmak gerekir ki, toplumsal barış bozulmasın.
Aksi durumda, her şey ortada zaten!
Şu haliyle, ev sahipleri kiracı denkleminde ev sahiplerinin daha fazla mağduriyet yaşadığı görülmektedir.
Hatta başka çözüm bulamadığı için, veya huzuru kaçmasın diye,
kiracısına; "artık vicdanınıza bırakıyorum, ona göre bir artış yap" diyerek adeta kendi evinin dilencisi durumuna düşebiliyor!
insanları, "evin mi var derdin var" durumuna düşürmemek lazım!
Bu iş;
Ne ev sahiplerinin insafına, ne de kiracıların vicdanına bırakılmamalı!
Çözüm yok değil!
Nasil ki belediyeler kendi bölgelerindeki konutların rayiç bedelini belirleyip, belirlediği bu bedel üzerinden emlak vergisi alıyorsa;
Kimse de buna itiraz etmiyorsa...
Kira meselesinde de benzer bir uygulamaya gidilebilir.
Konutun bulunduğu bölge için kira rayiç bedeli belirlenebilir.
Devlet de bu bedel üzerinden kira gelir vergisi alacağı için, aynı zamanda geliri de artacaktır.
Buna da kimsenin itiraz edeceğini sanmıyorum.
En azından çekişmeli durumlar için;
Kimsenin mağduriyet yaşamayacağı bir durum yaratabilir.
Yorumlar
Yorum Gönder